Metabolik sendrom nedir?

Metabolik sendrom, kalp krizi, felç ve şeker hastalığı riskini artıran bazı risk faktörlerinin bir arada bulunduğu tehlikeli bir tablodur.

Her biri sağlığı tehdit eden aşağıdaki 5 durumdan en az 3 tanesinin bir arada bulunması metabolik sendrom olarak adlandırılır.

Artmış bel çevresi: Göbek üzerinden ölçülen bel çevresinin erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm’den fazla olması metabolik sendromun ölçütlerinden birisidir. Kalp hastalığına sebep olma açısından göbek etrafında birikmiş yağlar vücudun başka yerlerinde birikmiş olanlara göre daha tehlikelidir.

Yüksek trigliserit düzeyi: Kandaki trigliserit (serbest kan yağları) düzeyinin 150 mg/dl’ den yüksek olması (veya trigliserit düşüren ilaç kullanıyor olmak) metabolik sendromu tetikler.

Trigliserit yüksekliği damar sertliği ve şeker riskini artırır.

Düşük HDL düzeyi: HDL kolesterol “iyi huylu” kolesterol olarak bilinen bir kolesterol molekülü çeşididir ve damar sertliğine karşı koruyucu özelliği vardır. HDL kolesterol düzeyinin kadınlarda 50, erkeklerde 40 mg/dl’ nin altında olması metabolik sendromu tetikler.

Yüksek kan basıncı: Kan basıncının 135 / 90 mmHg’ dan yüksek olması (veya tansiyon düşürücü ilaç kullanıyor olmak) metabolik sendromu tetikler.

Bozulmuş açlık kan şekeri: Açlık kan şekerinin 100-125 mg/ dl arasında olması (açlık kan şekerinin 126 mg/dl ve üzerinde olması şeker (diyabet) hastalığı demektir).

Metabolik sendrom ile insülin direnci arasında çok yakın bir ilişki vardır. İnsülin direnci, kalp sağlığını tehdit eden ve tedavi edilmesi gereken benzer bir sağlık sorunudur.

Metabolik sendrom hangi hastalıkların riskini artırır?

Metabolik sendrom kalp damar hastalıkları ve şeker hastalığı riskini artırır. Söz konusu kalp damar hastalıkları; kalp krizi, kalp yetersizliği, aritmiler (ritim bozuklukları), ani ölüm ve felçtir (inme).

Metabolik sendromu olanlarda kalp hastalığı gelişme riski, olmayanlara göre 2 kat daha fazladır.

Metabolik sendromu olanlarda şeker hastalığı gelişme riski, olmayanlara göre 5 kat daha fazladır.

Metabolik sendromunuz olduğunu nasıl anlarsınız?

Metabolik sendromun belirtisi yoktur ve herhangi bir yakınmaya neden olmaz.

Çoğu zaman artmış vücut ağırlığı ilk göze çarpan işaret olabilir. Ancak obez olmayanlarda hatta kilo fazlası bulunmayanlarda bile metabolik sendrom olabilir. Sadece bel çevresinin belirli bir ölçüden geniş olması (abdominal obezite) metabolik sendrom yatkınlığını artıran en yaygın bulgudur. Abdominal obezite metabolik sendromun 5 tanı kriterinden birisidir.

Bunun dışında kan basıncı yüksekliği (hipertansiyon), trigliserit (serbest kan yağları) yüksekliği, iyi huylu (HDL) kolesterol düşüklüğü veya hafifçe yüksek kan şekeri düzeyi ancak muayene veya tıbbi tetkiklerle anlaşılabilir.

Bu yüzden vücut kilonuza ve bel çevrenize dikkat etmeniz en pratik ve yararlı davranıştır.

Ayrıca hipertansiyon belirti veren bir hastalık olmadığından düzenli olarak kan basıncınızı ölçmeniz veya ölçtürmenizde yarar vardır.

Metabolik sendrom riski kimlerde yüksektir?

Metabolik sendrom fazla kilolu olan, az hareket eden, sağlıksız beslenen kişilerde daha sıktır. Ayrıca ailesinde şeker hastalığı ve yüksek tansiyon öyküsü olanlarda metabolik sendrom riski daha fazladır.

Ülkemizde yapılan çalışmalar toplumumuzun giderek şişmanladığını; abdominal obezitenin ve metabolik sendrom riskinin özellikle genç-orta yaş kadınlarda hızla arttığını ortaya koymaktadır. Ülkemizde erkeklerin %31’ inde, kadınların ise % 43’ ünde metabolik sendrom vardır.

Metabolik sendroma karşı ne yapmalısınız?

Metabolik sendromu oluşturan risk faktörleri birbirleri ile yakın ilişkilidir. Bu nedenle tedaviyi bir bütün olarak ele almak gereklidir.

1. Uygun kiloda olduğunuzdan emin olun. Sağlıklı kiloda değilseniz bir an önce kilo verin ve uygun kiloda kalmaya özen gösterin. Verdiğiniz her 10 kg ile kan basıncınız 10 mmHg aşağıya inecektir.

2. Haftada en az üç gün, her defasında en az 45 dakika tempolu ve düzenli hareket içeren egzersiz yapın.

3. Tuz tüketiminizi azaltın. Günde toplam 4-5 gr’dan fazla tuz tüketmeyin

4. Bel çevrenizi takip edin. Unutmayın; bel çevreniz sadece estetik değil aynı zamanda sağlık ölçünüzdür.

5. Kan basıncınızı düzenli ölçtürün, en iyisi kendiniz ölçmeyi öğrenin. Hipertansiyon hemen her zaman sinsi bir hastalıktır. Tedaviye başlamakta geç kalmayın.

6. Tıbbi yardım alın. Metabolik sendrom veya bu sendromu oluşturan her bir risk faktörü çoğu zaman tıbbi tedavi gerektirir. Özellikle ailenizde kalp hastalığı veya şeker hastalığı öyküsü varsa geç kalmayın. Yüksek tansiyonun ve yüksek kolesterolün erken tedavisi sizi kalp hastalığından koruyacak en etkin önlemler arasındadır.

Çocuklarımızda ve genç erişkinlerde kilo sorunu ve metabolik sendrom sıklığı ciddi bir tehlikedir. Çocuklarınızın da kan basıncını ve kan kolesterol ve şeker değerlerini ölçtürmeyi ihmal etmeyin.